Kayıtlar

DENEME BİR

Adı üstünde deneme türüne giriş yapıyorum. Deneyerek, yazarak, çizerek silerek öğreneceğim bu türü. Buraya birileri okusun diye değil, kendim için yazacağım. Üniversite yıllarımda otobüs yolculuklarımı hatırlıyorum. Sürekli bir şeyler düşünür ve “Ah neden kalem kağıt almadım ki yanıma,” diye düşünürdüm. İşte yanıma aldığım kalem kağıt olsun bu blog istiyorum. Hadi hayırlısı

Çaba ve Umut Üzerine

 Kendini bulmak, biraz da akışına bırakmak mı bazı şeyleri? İlerlemek istiyorum, adım atmak istiyorum ama bu adımlarıma kimse yardım etmesin, kendi çabamla ayağa kalkayım. İlla başarılı olmaya gerek yok. Önemli olan yazının bana kattıkları değil mi? Bana iyi gelmesi değil mi? Yazdıklarımın edebi bir değer ifade etmesi çok mu önemli? Ben yazmaya geç başlamış bir kişi olarak bu noktada kendimi geliştirebildiğim kadar geliştirme çabasındayım. Amacım unutulmaz eserler yazmak da değil, hoşuma giden şeyleri yaparken belki çocuklara kitap okumayı sevdirmek... O zaman çocuklara sevdirmek için yazmaya devam. Kendi çabanla...

BÜYÜMEK

Ankara’da üniversite okuduğum yıllardı. Bir hafta sonunda arkadaşlarla sirk izlemeye gidiyorduk. Kalabalık otobüste, ayakta zor dururken, konu nerden geldi bilemiyorum ama ölüme geldi. O zamana kadar hiç kayıp yaşamamış ben, babaannem ve dedemi düşünerek "Dayanamam yokluklarına" demiştim. Bu olaydan yaklaşık bir hafta sonra dedem hastaneye kaldırıldı. Merakla her gün arıyor, dedemin durumunu soruyordum. Annemler iyi diyorlardı. Hafta sonunda zaten memlekete gidip dedemi göreceğim diye düşünürken, annem çarşamba günü istersen erken gel dedi. -Neden bir şey mi oldu? - Yok olmadı ama sen yine de erken gel özledik. O an boğazıma ilk yumru düştü ama konduramadım. Yol boyu kalbim adrenalin pompalıyor, beynim yok saçmalama diyordu. Beni terminalden almaya babam ve halamın oğlu geldi. Normal koşullarda ben servisle eve geçerdim. Bu da kalbime bir sızı daha düşürdü. -Dedem nasıl? -iyi O "iyi" çok farklı bir tonda söylemiş bir "iyi" idi. Babamla kuzenim, k...

AŞK

Sen de beni düşünüyor musun? Benim seni düşündüğüm kadar... Uykuların bölünüyor mu? Gözlerin doluyor mu? Yalnız gecelerde süzülüyor mu yanaklarından?   Sen de beni seviyor musun?   Benim seni sevdiğim kadar.       Sadece o diyor musun? Baktığın her şeyde görüyor musun beni? Ben yokken de sevebiliyor musun beni?             Seni sevdiğimi bilmesen bile, Sever miydin beni? Benim seni sevdiğim gibi...             Kim olduğumu bilmeden de sever miydin beni?            Ben seviyorum...                    Ve ben öğrendim artık           Ben sana değil,           Aşka aşığım           ve Aşkı var edene...  ÜNİVERSİTELİ ESRA'CA 16.01.2007 BEYTEPE-ANKARA          

YENİ BAŞLANGIÇLAR

Yeni başlangıçlar heyecanlı olduğu kadar biraz korkutucu da değil midir? En azından benim için öyle olmuştur şimdiye kadar. Mesela yıllarca canımızı dişimize katarak çalıştığımız üniversite sınavımız sonuçlanmıştır. Ve artık bilinmez bir şehre gitmek için çıkmışızdır yola. Arabanın camından izlerken hızla geçen tarlaları, heyecanın yanında korku da vardır. Evde rahattın der bir ses, annen yapıyordu yemeğini, baban koruyordu seni. Merak edersin her şey nasıl olacak. Yalnız bir hayat nasıl geçecek ve korkularına gerek olmadığını belki de unutulmaz dört yılın sonunda anlarsın. Bu kez başka bir korku sarar seni. Ülkenin bir ucuna gidecek ve mesleğini yapacaksındır. Yine heyecanla birlikte korkular vardır... Ama bakarsın ki öğretmenliğinin ilk yılları yine çok güzel şeylere gebeymiş... Bu neden böyledir? Hiç düşündünüz mü? Şehir değiştirirken, evlenirken, çocuk beklerken, çalıştığın kurumu değiştirirken ve hatta ev değiştirirken... Sanırım insan zamanla yaşadığı konfora alışıyor ve yeni bir...